Çinli rüzgar türbini üreticisi Mingyang, yüzer rüzgar enerjisi platformlarında yapay zeka iş yüklerini çalıştırabilecek bilgi işlem altyapısı kurma seçeneğini inceliyor. Şirketin OceanX tasarımına yönelik bu fikri henüz erken aşamada bulunuyor.
OceanX platformunda yeni kullanım alanı aranıyor
Mingyang Teknoloji Direktörü Xinyu Zhang, Pekin’deki China Wind Power zirvesinde yaptığı açıklamada OceanX çalışmalarında iki hedefe odaklandıklarını belirtti: Platform maliyetini azaltmak ve yapay zeka veri merkezleri gibi katma değer sağlayabilecek kullanım alanları geliştirmek.
Şirket, 2024’te toplam 16,6 MW kapasiteli ilk OceanX prototipini tanıtmıştı. İki türbinli platformun kulelerinde 8,3 MW gücündeki MySE8.3-180 yarı doğrudan tahrikli türbinler yer alıyor. İlk ünite, Çin’in Guangdong eyaleti açıklarındaki Yangjiang Qingzhou IV açık deniz rüzgar santraline kuruldu.
OceanX, kurulumdan bu yana süper tayfun koşullarını atlattı. Mingyang yöneticileri daha önce Avrupa’da bir gösterim projesi ihtimalinden söz etmişti. Şirket geçen yıl ayrıca 50 MW kapasiteli daha büyük bir OceanX konsepti açıkladı.
![]()
Platformlar ortak veri merkezi kümesi oluşturabilir
Mingyang’ın araştırdığı modelde her yüzer platforma belirli bir bilgi işlem kapasitesi eklenmesi öngörülüyor. Aynı rüzgar santralindeki platformlar birlikte çalışarak ortak bir veri merkezi kümesi meydana getirebilir. Zhang, Çin merkezli DeepSeek gibi yapay zeka şirketlerinin bu tesislerin bilgi işlem kapasitesini satın alabileceğini ifade etti.
OceanX’in geniş yüzey alanı, veri merkezi donanımlarının yerleştirilmesi açısından avantaj sağlayabilir. Zhang’a göre, deniz tabanına sabitlenen türbinlerden farklı olarak OceanX iki türbini dengelemek üzere geniş bir platform üzerine kuruluyor ve bu yapı bilgi işlem ekipmanları için uygun bir alan sunabilir.
Veri merkezi donanımlarının platformlara eklenmesi geliştirme maliyetlerini yükseltecek. Buna karşılık, türbinlere yeni bir gelir kalemi kazandırması bekleniyor. Yüzer rüzgar santralleri, deniz tabanına sabitlenen türbinlerden daha yüksek maliyetli; teknoloji ölçeğini büyütme aşamasında olduğundan kurulum ve işletme giderleri de önemli bir engel. Veri merkezi hizmetlerinden sağlanacak ek gelir, bu maliyet farkının azaltılmasına katkıda bulunabilir.
Açık denizde veri merkezi projeleri artıyor
![]()
Singapur merkezli Seatrium, temmuz ayında 30 MW’lık yüzer veri merkezi tasarımı için Bureau Veritas’tan prensip onayı aldı. İskeleye bağlanacak ve hareket etmeyecek bir mavna üzerine kurulan tasarım, her biri 5 MW kapasiteli altı bağımsız modülden oluşuyor. Modüller bilgi işlem donanımı, soğutma, güç dağıtımı ve destek altyapısını bir araya getiriyor. Şirket ayrıca 100 MW’lık daha büyük bir sürüm üzerinde çalışıyor.
ABD merkezli Aikido Technologies, 15 MW veya daha yüksek kapasiteli açık deniz rüzgar türbinleriyle küçük veri merkezlerini birleştirmeyi planlıyor. Girişim, bu yaklaşımı Norveç’te bir pilot projeyle sınamayı hedefliyor.
Samsung Heavy Industries, yüzer veri merkezi tasarımını 200 MW kapasiteye taşıdı. Şirket, ağustosta tasarım için American Bureau of Shipping’den (ABS) prensip onayı aldı; kapasite önceki tasarımın dört katı. Samsung Heavy Industries, teknolojiyi 2028’e kadar ticarileştirmeyi ve ABD’nin Teksas eyaletinde 50 MW’lık ilk ticari sürümü devreye almayı planlıyor.
Atomarine, büyük açık deniz platformlarında yüksek kapasiteli veri işleme altyapısı kurmayı ve enerji ihtiyacını küçük modüler nükleer reaktörlerle (SMR) karşılamayı amaçlıyor. Şirketin planları arasında 2028’e kadar doğal gazla çalışan bir pilot sürüm geliştirmek de bulunuyor.
Çin’de ise deniz tabanına kurulan ve açık deniz rüzgar enerjisiyle desteklenen bir veri merkezi projesi hayata geçirildi. Yerel yönetimler ile Hicloud Technology, Şanghay açıklarında iki aşamada toplam 24 MW kapasiteye ulaşması planlanan su altı veri merkezi için anlaşma imzaladı. Deniz tabanında veri işleme fikrini daha önce Microsoft da test etmişti.