Bir buluşmada karşı tarafın ilgisini anlamak kolay olmayabilir. McMaster Üniversitesi araştırmacılarının çalışması, kişilerin beden hareketlerinin birbirini ne ölçüde takip ettiğinin uzun süreli romantik ilgiyle bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
Dört dakikalık görüşmelerde hareketler kaydedildi
McMaster Üniversitesi LIVELab ekibi, insanların bir görevi birlikte yaparken beden hareketlerinin nasıl eşleştiğini ölçen bir yöntem geliştirmişti. Araştırmacılar 2018’de bu yöntemi romantik etkileşimleri incelemek için kullandı.
Hızlı buluşma etkinliklerinde katılımcılar dört dakikalık görüşmeler yaptı. Hareketleri, vücutlarına yerleştirilen hareket yakalama işaretçileriyle izlendi ve kızılötesi kameralarla kaydedildi. Görüşmelerin ardından katılımcılara uzun süreli ilişki arayıp aramadıkları ve aynı kişiyle yeniden buluşmak isteyip istemedikleri soruldu.
Sonuçlar değerlendirilirken fiziksel çekicilik de hesaba katıldı. Araştırmacılar, ölçülen etkinin yalnızca bir katılımcının çekici bulunmasından kaynaklanma ihtimalini bu şekilde kontrol etmeye çalıştı.
İncelemede öne çıkan ölçüt, “yönlü beden salınımı eşleşmesi”ydi. Bu ölçüm, bir kişinin hareketlerinin karşısındaki kişinin sonraki hareketlerini ne ölçüde öngördüğünü değerlendirdi.
Hareket uyumu uzun süreli ilgiyle ilişkili çıktı
Katılımcıların beden hareketleri arasındaki bağlantı, kısa süreli ilişki arzusundan ziyade uzun vadeli romantik ilgiyle ilişkili bulundu. Hareketleri karşısındaki kişinin hareketleriyle daha güçlü bağlantı gösteren katılımcıların uzun süreli ilişki isteği de daha yüksekti. Fiziksel çekicilik hesaba katıldığında da bu ilişki sürdü.
Senkronizasyon iletişimin niteliğine dair ipucu olabilir
![]()
Araştırmacılar, beden hareketlerinin eşleşmesinin iki kişi arasındaki iletişimin niteliğine dair işaret taşıyabileceğini belirtiyor. Bu eşleşmenin kişilik özellikleri arasındaki uyumla bağlantılı olması da olası görülüyor.
Ekip, müzik gruplarıyla yaptığı önceki çalışmalarda da benzer bir bağlantı saptamıştı: Müzisyenlerin hareket senkronizasyonu, grup içi iletişim ve performans kalitesiyle ilişkili bulunmuştu.
Romantik buluşmalarla ilgili deneyde ise hareket uyumu kısa süreli ilişki isteğini öngörmedi. Belirgin bağlantı, uzun vadeli ilişki ilgisinde görüldü.
Müzik türü yeniden buluşma isteğinde küçük fark yarattı
Araştırmacılar, farklı müziklerin katılımcıların hareket uyumunu ve birbirlerine yönelik ilgisini etkileyip etkilemediğini de test etti. Etkinliklerin yarısında Pink Floyd’un “Comfortably Numb” parçasının da yer aldığı sakin ve düşük ritimli müzikler çalındı. Diğer yarısında ise Beyonce’nin “Nasty Girl”, Stevie Wonder’ın “Superstition” ve LaBelle’in “Lady Marmalade” yorumunun bulunduğu daha güçlü ritimli parçalar kullanıldı.
Fark küçük olsa da ölçülebilir düzeydeydi: Düşük ritimli müzik dinleyenlerin yüzde 45’i karşısındaki kişiyle yeniden buluşmak istedi. Daha hareketli müziğin çaldığı etkinliklerde bu oran yüzde 50’ye çıktı.
Araştırmacılara göre bu sonuç, müziğin tek başına güçlü bir etken olduğunu göstermiyor. Ancak birlikte hareket etmeyi teşvik eden parçalar, insanlar arasındaki bağlantı hissini ve ikinci buluşma isteğini bir miktar artırabilir.
Çalışma, Social Cognitive and Affective Neuroscience dergisinde yayımlandı.