Yapay zekâ altyapılarının artan enerji ihtiyacı, veri merkezlerini Dünya yörüngesine taşıma fikrini gündeme getirdi. Google’ın Suncatcher projesi kapsamında fırlatılan ilk veri merkezi uydusu, şirketin tensör işlemci birimlerinin (TPU) fırlatma koşullarına ve uzay ortamına dayanıklılığını test edecek.
İlk aşamada donanım dayanıklılığı incelenecek
Suncatcher uydusunun başarıyla fırlatılması, yörüngede büyük bir yapay zekâ altyapısının kurulduğu anlamına gelmiyor. İlk sınamanın odağında, Google’ın TPU’larının fırlatma sırasında maruz kaldığı koşullara ve uzayın zorlu şartlarına ne ölçüde dayanabildiği bulunuyor.
Projenin temel yaklaşımı, uzaydaki güneş enerjisinden yararlanmak. Kesintisiz ve yüksek miktarda enerji elde edilebilmesi durumunda, donanımı yörüngeye taşımanın yüksek maliyeti zaman içinde karşılanabilir hale gelebilir. Ancak Google, bu hesabın henüz uygulamada doğrulandığını düşünmüyor.
Fırlatma maliyetlerinin ciddi biçimde düşmesi gerekiyor
Proje sonrasında yayımlanan rapordaki hesaplamalara göre, SpaceX gibi şirketlerin öngördüğü şekilde fırlatma maliyeti kilogram başına yaklaşık 200 Amerikan dolarına inerse, uzayda güç birimi başına yıllık maliyet yeryüzündeki veri merkezleriyle karşılaştırılabilir seviyeye ulaşabilir.
Bu senaryonun gerçekleşmesi için binlerce roket fırlatılması ve roket parçalarının yüzlerce kez yeniden kullanılabilmesi gerekiyor. Dolayısıyla ekonomik uygulanabilirlik, yalnızca veri merkezi teknolojisinin ilerlemesine değil, uzaya erişim maliyetinin de önemli ölçüde azalmasına bağlı.
Uydu ağı ve iletişim teknolojileri aşılması gereken engeller arasında
Fırlatma maliyetleri düşse bile, uyduları tek bir veri merkezi kümesi gibi çalıştırmak için mevcut ağ teknolojileri yeterli görünmüyor. Yapay zekâ iş yükleri uydular arasında çok hızlı veri aktarımı gerektiriyor. Bu nedenle sistemin önceki uydu takımyıldızlarından çok daha büyük olması ve uyduların birbirine yakın formasyonlarda hareket etmesi bekleniyor. Böyle bir düzen, bağlantı kurmayı ve yörüngedeki koordinasyonu zorlaştırıyor.
Geleneksel uydu tasarımlarının da bu ölçekteki bir yapı için değişmesi gerekecek. Bilgi işlem donanımı, güç sistemi ve ısıyı uzaklaştıran radyatörlerin ayrı parçalar olarak değil, birlikte çalışan bir bütün olarak tasarlanması gerekiyor.
Yeryüzüyle kesintisiz iletişim kurmak da önemli bir teknik eşik. Bunun için atmosferik türbülansın ve uyduların yüksek hızdaki hareketinden kaynaklanan yönlendirme hatalarının üstesinden gelebilecek optik lazer iletişim sistemlerine ihtiyaç duyuluyor.
Suncatcher deneysel bir adım olarak görülüyor
Suncatcher, kısa vadede büyük bir uzay veri merkezinin başlangıcı olmaktan çok, bu tür bir yapının mümkün olup olmadığını sınayan deneysel bir adım niteliği taşıyor. Google araştırmacıları, projenin gerçeğe dönüşmesi için uzun süreli araştırmaların, yeni tasarımların ve henüz aşılmamış kritik teknoloji eşiklerinin geride bırakılması gerektiğini belirtiyor.