Renault, ürün ailesinde modeller arası tasarım benzerliğini artırmayı planlıyor. Tasarım şefi Laurens van den Acker, yeni dönemde ortak marka kimliğinin güçleneceğini, ancak Renault 4, Renault 5 ve Twingo’nun kendilerine özgü çizgilerini koruyacağını belirtiyor.
Retro modeller kendi kimliğiyle öne çıkacak
Autocar’a konuşan van den Acker’a göre yön değişimi, yeni grup CEO’su François Provost döneminde şekilleniyor. Renault, ürün gamını “efsanevi ikonlar” ve “geleceğin ikonları” olarak iki grupta ele almayı sürdürecek.
Renault 4, Renault 5 ve Twingo gibi geçmişten ilham alan modeller, bu yaklaşımda kendi tasarım kimliklerini muhafaza edecek. Van den Acker, aynı Renault logosunu taşıyan Twingo ile Renault 5’in benzer farlar ya da ortak bir tasarım düzeni kullanmak zorunda olmadığını söylüyor. Ona göre Twingo’yu tercih eden müşteri, önce ortak Renault görünümünü değil Twingo’nun kendisini istiyor.
Dolayısıyla hedef, tüm otomobilleri tek bir kalıba sokmak değil. Ortak tasarım özelliklerinin, retro modeller dışındaki ürünlerde daha belirgin hale getirilmesi planlanıyor.
Ortak çizgiler ile model karakteri arasında denge
Van den Acker, Renault’ya ilk katıldığı dönemde Twingo’dan Master’a uzanan modellerde ortak bir marka kimliği kurmaya çalıştığını hatırlatıyor. Luca de Meo’nun CEO olduğu dönemde ise her modelin daha bağımsız ve belirgin bir kişilik taşıması hedeflenmişti. Bu tercih, otomobiller arasındaki görünüş farkını artırdı.
Tasarım şefi, şimdi marka bütünlüğü ile modellere özgü karakter arasında yeniden denge kurulması gerektiğini düşünüyor. Bu yıl Renault markasının tasarım yönetimine katılan Alexandre Malval da yeni yaklaşımın önemli isimleri arasında. Van den Acker’a göre Malval’ın gelişiyle çizgiler ve yüzeyler daha kontrollü kullanılacak; amaç tasarım özgürlüğünü kısıtlamak değil.
E-Space konsepti yeni tasarım yönünü yansıtıyor
Van den Acker, elektrikli otomobillere özel platformların Renault tasarımlarında önemli değişikliklere zemin hazırlayacağını belirtiyor. Daha uzun aks mesafesi, daha büyük tekerlekler ve daha kısa gövde çıkıntıları, gelecekteki modellerin siluetini etkileyebilir.
Bu altyapılar, SUV’lar kadar yüksek olmayan ama sedanlar kadar alçak da durmayan otomobillere imkân tanıyacak. Böylece Renault, alışılmış gövde sınıflarının arasında konumlanan tasarımlar geliştirebilecek.
Renault’nun tasarım odağı C ve D segmentleri
Van den Acker, markanın güçlü olduğu B segmentinde Renault’nun kendinden emin olduğunu, asıl tasarım sınavının ise C ve D segmentlerinde bulunduğunu söylüyor. Daha pahalı modeller için hedef, zamana dayanıklı, sağlam ve ciddi bir görünüm oluşturmak. Bunun sonucunda gövde yüzeylerinde daha az hareket ve daha sade biçimler öne çıkacak.
Renault, sadeleşmenin markanın sıcak karakterini silmesini istemiyor. Van den Acker, Alman ve İtalyan markalarının tasarım anlayışlarından ayrışarak Fransız kimliğinin korunması gerektiğini vurguluyor. Yeni yaklaşımın amacı, özellikle büyük modeller arasında daha güçlü bir aile benzerliği kurarken Renault’nun kendine özgü karakterini sürdürmek.